Terapi, birbirini izleyen belirsiz görüşmeler dizisi değildir. Süreci taşıyan şey, birlikte alınan üç karardır: hangi çerçevede çalışılacağı, neyin üzerinde çalışılacağı ve görüşmelerin hangi sıklıkta yapılacağı. Üçü de ilk görüşmede başlar ve hiçbiri tek seferde kapanmaz. Bu kararların danışanla birlikte alınması, süreci dışarıdan izlerken en az fark edilen yanıdır. Uzmanın işi, zorlanmanın hangi örüntüyü izlediğini görünür…
Terapi, birbirini izleyen belirsiz görüşmeler dizisi değildir. Süreci taşıyan şey, birlikte alınan üç karardır: hangi çerçevede çalışılacağı, neyin üzerinde çalışılacağı ve görüşmelerin hangi sıklıkta yapılacağı. Üçü de ilk görüşmede başlar ve hiçbiri tek seferde kapanmaz.
Bu kararların danışanla birlikte alınması, süreci dışarıdan izlerken en az fark edilen yanıdır. Uzmanın işi, zorlanmanın hangi örüntüyü izlediğini görünür kılmak ve çalışılabilir bir çerçeve önermektir. Danışanın işi ise bu çerçevenin kendi hayatına karşılık gelip gelmediğini söylemektir. Görüşmeler ilerledikçe tekrarlanan asıl işlem budur.
İlk görüşme, çalışmanın başladığı değil, çalışmanın nasıl kurulacağının belirlendiği oturumdur. Mersin’de bireysel, ergen, çift ve aile terapisi yürüten Klinik Psikolog Furkan Lenk, bu görüşmeyi bir değerlendirme oturumu olarak tanımlar ve üç başlığı esas alır: zorluğun ne zaman başladığı, hangi durumlarda arttığı ve bugüne kadar neyin işe yaradığı.
Bu üç başlık gelişigüzel seçilmiş sorular değildir; her biri sonraki kararlar için farklı bir bilgi üretir. Başlangıç zamanı, zorlanmanın hayatın hangi dönemine ve hangi değişikliğe denk geldiğini gösterir. Hangi durumlarda arttığı sorusu, belirtiyi soyut bir şikâyet olmaktan çıkarıp somut bağlamlara bağlar; çalışma da bu bağlamlar üzerinden yürür. Bugüne kadar neyin işe yaradığı ise danışanın kendi başa çıkma denemelerinin envanteridir: sonuç veren yöntemler süreçte korunur, tekrarlandığı hâlde işe yaramayanlar yeniden denenmez.
Görüşmenin sonunda hangi çerçevede çalışılacağı birlikte belirlenir. Bu çerçeve tek bir ekole bağlı kalmadan, danışanın ihtiyacına göre Bilişsel Davranışçı Terapi, Şema Terapi ve Varoluşçu Terapi yaklaşımlarından yararlanılarak kurulur. Aynı oturum, sürecin devam edip etmeyeceğine dair kararı da kapsar ve bu karar tek taraflı değildir: önerilen çerçeve danışana uygun gelmiyorsa bunu söylemek sürecin bir parçasıdır.
Değerlendirme oturumu bir kontrol listesi doldurma işlemi değildir ve görüşmede konuşulanlar tek başına bir sonuç üretmez. Buradaki anlatım da bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi teşhis veya tedavi yerine geçmez; tanı yalnızca yüz yüze değerlendirmeyle konulabilir.
Terapide hedef, sürecin sonucunu önceden söyleyen bir vaat değil, üzerinde çalışılacak alanın tarifidir. “Daha iyi hissetmek” bir istektir; hedef ise bu isteğin hangi durumda, hangi davranışta veya hangi ilişkide karşılık bulduğunu söyler. Aradaki fark, ikinci ifadenin seansta doğrudan ele alınabilir olmasıdır.
Şikâyetin çalışılabilir bir hedefe dönüşmesi genellikle şu sırayı izler:
Hedefin kime ait olduğu, görüşmenin biçimine göre değişir. Bireysel çalışmada hedef danışanın kendi tarifidir. Çift terapisinde odak, taraflardan birinin haklı çıkması değil tekrar eden döngünün görünür hâle gelmesidir; dolayısıyla hedef de çiftin ortak hedefidir. Aile çalışmasında odak tek kişi değil aile sisteminin kendisidir ve hedef aynı biçimde ortak kurulur.
Görüşmeler haftalık planlanır; sıklık ve süre danışanın ihtiyacına göre belirlenir. Haftalık ritmin başlangıç için elverişli olmasının nedeni pratiktir: iki görüşme arasındaki süre, konuşulanın gündelik hayatta karşılık bulmasına yetecek kadar uzun, bağlamın dağılmayacağı kadar kısadır.
Sıklık kararı şu ölçütler üzerinden konuşulur:
Ölçütlerin nasıl uygulandığı uzmandan uzmana değişebilir; bu nedenle mersin psikolog seçeneklerini karşılaştıran bir okurun ilk görüşmede doğrudan sorabileceği en somut başlık, sıklığın neye göre belirlendiğidir.
Toplam kaç görüşme yapılacağı ilk görüşmede söylenmez. Henüz görülmemiş bir sürece sabit bir seans sayısı biçmek bilgiye değil tahmine dayanır. Buna karşılık sıklık kalıcı bir kural da değildir: çalışma ilerledikçe görüşme aralığı yeniden konuşulur ve bu da tek taraflı verilen bir karar değildir.
Değerlendirme oturumundan sonraki görüşmeler, önceden yazılmış bir programın uygulanması değildir. Her görüşmenin gündemi, belirlenen hedeflerle o dönem öne çıkan zorlanmanın kesiştiği yerde kurulur. Gündem güncel bir olayın etrafında şekillense bile, konuşulanın hedefle ilişkisi görünür tutulur; süreci dağılmaktan koruyan şey budur.
Bir aşamanın atlanmadığını gösteren işaret de budur: konu her görüşmede baştan kurulmaz. Yeni bir olay gündeme girdiğinde bile o olayın daha önce tarif edilen örüntüyle bağı kurulur. Bu bağ kurulamıyorsa sorun danışanın anlatımında değil, hedeflerin tarifindedir ve hedeflerin yeniden ele alınması gerekir.
Plan, ilk görüşmede kurulduğu hâliyle kalmaz. Çalışma ilerledikçe hedef listesi daralır, öncelik sırası değişir, çerçevenin ağırlığı kayar. Bu değişiklikler sürecin aksadığı anlamına gelmez; planın görüşmelerden gelen gerçek bilgiye göre güncellenmesidir.
|
Karar |
Nasıl verilir |
Ne zaman yeniden ele alınır |
|---|---|---|
|
Çalışma çerçevesi |
Değerlendirme oturumunun sonunda birlikte belirlenir |
Çalışılan konunun niteliği değiştiğinde |
|
Hedefler |
Danışanın kendi tarifinden yola çıkılarak kurulur |
Öncelik sırası değiştiğinde veya yeni bir başlık öne çıktığında |
|
Seans sıklığı |
Danışanın ihtiyacına ve pratik koşullarına göre kararlaştırılır |
Yoğunluk değiştiğinde veya program koşulları farklılaştığında |
|
Görüşme biçimi |
Danışanın ulaşım ve zaman koşullarına göre konuşulur |
Şehir veya çalışma düzeni değiştiğinde |
Sürecin sonlandırılması da aynı mantıkla, tek taraflı değil birlikte planlanır.
Psikoloğun çalışma alanı psikoterapi ve psikolojik değerlendirmedir; ilaç düzenlemesi hekimin yetki alanına girer. Tablonun tıbbi bir değerlendirme gerektirdiği durumlarda hekime yönlendirme sürecin bir parçasıdır ve terapinin durduğu anlamına gelmez.
Terapiye başlamak için kriz anını beklemek gerekmez. Buna karşılık intihar düşüncesi, kendine zarar verme veya can güvenliğini tehdit eden bir durum söz konusuysa randevu sürecinin beklenmesi doğru değildir; acil durumda 112 aranmalı ve en yakın acil servise başvurulmalıdır.
Sınırların baştan açık olması, sürecin hangi noktada terapinin, hangi noktada başka bir uzmanlığın kapsamına girdiğini belirsiz bırakmaz. Kararların hangi ölçüte dayandığını bilen danışan, o kararların bir parçası olur.
Hayatadair.com.tr, gündem, dünya, eğitim, ekonomi, magazin, sağlık, spor ve teknoloji alanlarında güncel ve tarafsız haberleri okuyucularıyla buluşturan kapsamlı bir haber platformudur.