Sosyal medya algoritmaları genç beyinleri bağımlılığa sürüklüyor. ABD’deki davalar sürerken uzmanlar, platformların çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini açıklıyor.
Sosyal medya platformlarının algoritmaları, özellikle çocuklar ve gençler arasında bağımlılık ve çeşitli psikolojik sorunlara yol açıyor. Uzmanlar bu duruma dikkat çekerken, platformlara karşı ABD’de “tarihi bir hesaplaşma” olarak nitelenen davalar devam ediyor. Los Angeles’ta görülen çocuklarda sosyal medya bağımlılığı davası, küresel çapta tartışılan bu sorunu bir kez daha gündeme getirdi. Algoritmalar, kullanıcıların platformlarda geçirdikleri süreyi artırmak amacıyla ilgi çekici ve duygusal tepki yaratan içerikleri sürekli sunuyor.
Psikiyatrist İlyas Kaya, sosyal medya bağımlılığını, bireyin olumsuz etkilere rağmen platform kullanımı üzerindeki kontrolünü sağlayamaması olarak tanımladı. Kaya, platformların algoritmalarının, kullanıcıları her gün en uzun süre platformda tutma mantığıyla çalıştığını belirtti. Bu algoritmalar, kullanıcı davranışlarını takip ederek kişiye özel içerikler sunuyor.
Algoritmalar, özellikle neşe, öfke, korku, merak ve haz gibi duygusal tepkiler yaratan içerikleri öne çıkarıyor. Kaya, sonsuz kaydırma özelliğiyle kullanıcıların platformda bir “dur” noktası bulamadığını ifade etti. Platformların temel amacının daha çok reklam gösterimi ve dolayısıyla daha fazla gelir elde etmek olduğunu vurguladı.
İlyas Kaya, algoritmaların merak, onay ihtiyacı ve dopamin gibi psikolojik zaafları kullandığını dile getirdi. Birçok uzman, bu sistemleri “dijital kumar makineleri” olarak tanımlıyor. Algoritmalar, kullanıcılara görmek ve duymak istedikleri içerikleri sunarak onları sürekli platformda tutmayı hedefliyor.
Aşırı sosyal medya kullanımının çocuk ve ergenlerde majör depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları, uyku bozuklukları gibi ciddi psikiyatrik sorunlara yol açtığı bilimsel çalışmalarla destekleniyor. Siber zorbalık, beden dismorfik bozukluk ve yeme bozuklukları da bu riskler arasında yer alıyor. Uzun vadede diğer bağımlılıklara ve kişilik bozukluklarına yatkınlık artabiliyor.
Kaya, çocuk ve ergenlerin kimlik ve kişilik gelişimlerini henüz tamamlamadıklarını hatırlattı. Bu durum, onları dışarıdan gelebilecek olumsuz çevresel etkilere karşı daha savunmasız hale getiriyor. Sürekli onaylanma ihtiyacı ve başkalarının “mükemmel” hayatlarını görme yanılgısı, gençlerin var olan kırılganlığını artırıyor.
Ailelerin “psikolojik zarar” iddialarının temelsiz olmadığını belirten Kaya, 16 yaşından küçüklere sosyal medya yasakları uygulanmasının doğal bir gelişme olduğunu söyledi. Dijital ortamların yaşamın bir parçası haline gelmesiyle birlikte, olumsuz sonuçlar ortaya çıktıkça yasaklar, kısıtlamalar ve denetimler zorunlu hale geliyor.
Bağımlılıkla mücadelede en önemli yaklaşımın hiç bağımlı olmamak olduğunu vurgulayan Kaya, bunun çocukların yoğun ekran ve sosyal medya maruziyetinin azaltılmasıyla başlayacağını ifade etti. Tamamen izole etmenin gerçekçi olmadığını belirten uzman, dijital okuryazarlığın ve çocuklara yaşlarına uygun kullanımı öğretmenin önemine dikkat çekti.
Kaya, gençlerde sürekli çevrimiçi olma zorunluluğunun kronik anksiyeteye yol açan “Gelişmeleri Kaçırma Korkusu” (FOMO) yarattığını da ekledi. Gençlerin, prefrontal korteksleri tam gelişmediği için algoritmaların manipülatif etkilerine karşı yetişkinlerden daha savunmasız olduklarını belirtti. Sınırlar ve kısıtlamalar, çocukları bu “dopamin döngüsünden” koruyarak uzun vadeli psikolojik hasarı azaltabilir.
Hayatadair.com.tr, gündem, dünya, eğitim, ekonomi, magazin, sağlık, spor ve teknoloji alanlarında güncel ve tarafsız haberleri okuyucularıyla buluşturan kapsamlı bir haber platformudur.