Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsviçre’de Gazze Barış Kurulu Şartı imza töreninin ardından kritik açıklamalarda bulundu. Fidan, Gazze’deki çatışmaların artık müzakere masasına taşındığını, insani yardımlar ve Filistin komitesi için somut adımlar atılacağını belirtti. Suriye’nin bütünlüğünün önemine değinerek, tüm etnik grupların haklarının korunup Suriye vatandaşlığı altında birleşmesi çağrısı yaptı. Türkiye’nin küresel siyasette denge ve kazan-kazan ilkesiyle hareket ettiğini, değişen dünya dinamiklerinde menfaatlerini korurken yapıcı rolünü sürdüreceğini vurguladı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsviçre’de düzenlenen Gazze Barış Kurulu Şartı imza töreninin ardından basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın açıklamaları, bölgesel ve küresel diplomasinin çetrefilli rotasını gözler önüne serdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Türkiye’nin Gazze’deki insani felaketi durdurmak ve bölgedeki katliamın bir an önce son bulması için yürüttüğü yoğun diplomasi trafiğine değinen Fidan, Barış Kurulu’nun önemine vurgu yaptı. Bakan, “Barış Kurulu, farklı ulusların bir araya gelerek görüş ayrılıklarını uyumlaştırmaya çalıştığı bir platform. Bu uyumlaşma, kolay bir süreç değil; aksine, ciddi bir diplomatik mücadeleyi ve müzakereyi beraberinde getiriyor. Artık sahadaki çatışmanın, müzakere masasına taşındığına şahit oluyoruz.” ifadeleriyle bu geçişin altını çizdi.
Fidan, Barış Kurulu ile atılması gereken bir dizi adımdan bahsetti. İlk dar kapsamlı toplantılarını gerçekleştirdiklerini belirten Bakan, insani yardımların bölgeye kesintisiz ulaşması için atılacak adımları ve Filistinli temsilcilerden oluşan komitenin hayata geçirmesi gereken ilk icraatları masaya yatırdıklarını dile getirdi. Bu somut adımlar hayata geçtikçe, Barış Kurulu’nun değerinin daha da artacağına inandığını ifade etti.
Bakan Fidan, Suriye’deki gelişmelere de değindi. Türkiye’nin bu coğrafyada her zaman yapıcı bir rol üstlendiğini ve üstlenmeye devam edeceğini belirterek, Suriye’nin bütünlüğünün hem Suriyeliler hem de bölge için taşıdığı hayati önemin altını çizdi. “Son 14 yılını iç savaşla, parçalanmayla, terör ve mülteci ihraç eden bir ülke kimliğiyle geçirmiş bir Suriye’nin, bütünlüğe evrilmesi, mültecilerini geri alması ve terörü durdurması, bölgemiz için mucizevi nitelikte bir dönüşüm olurdu.” diye konuştu.
Bu dönüşüm sürecinde ülkenin birliğinin ve bütünlüğünün bozulmamasının, yeni kavgalara zemin hazırlamamasının kritik olduğunu ifade eden Fidan, özellikle Kürtler, Aleviler, Yezidiler ve Türkmenler başta olmak üzere tüm etnik ve inanç gruplarının haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Herkesin kendi kimliğiyle gurur duyması gerektiğini, ancak Suriye vatandaşlığı çatısı altında birleşerek ülkeye katkı sağlamasının, bölge için de bir barış unsuru olacağını dile getirdi. Bakan, bazı örgütsel propaganda faaliyetlerinin dikkate alınmaması gerektiğini belirterek, bu tür çağrıların Suriye’nin geneline hitap etmediğini ve ilerleyen günlerde daha iyi adımların atılacağına inandığını ekledi.
Fidan, Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumuna dair de önemli perspektifler sundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yıllardır takip ettiği deneyimli dış politika sayesinde Türkiye’nin hem kendi bölgesinde yapıcı bir rol oynadığını hem de küresel güçlerle belirli bir denge politikası güttüğünü aktardı. Bu süreçte Türkiye’nin menfaatlerinin her zaman merkeze alındığını, ancak ahlaki bir ilke olarak benimsedikleri “kazan-kazan” politikasının, yani kendileri için istediklerini karşı tarafa da isteme prensibinin devam ettiğini belirtti. Bu yaklaşımın, diğer ülkelerin Türkiye’ye güven duymasına ve iş birliği arayışına girmesine zemin hazırladığını ifade etti.
Mevcut konjonktürün oldukça dinamik olduğunu ve şartların sürekli değiştiğini örneklerle açıklayan Bakan, iki gün önce Grönland ile ilgili askeri bir opsiyon durumunun, Sayın Trump’ın açıklamalarıyla müzakereye döndüğünü anımsattı. Rusya-Ukrayna savaşının akıbeti ve Avrupa-Rusya barışının sağlanması ihtimalinin, dünya ve bölge için farklı senaryolar oluşturduğunu dile getirdi. Tüm bu faktörlerin iyi hesaplanması gerektiğinin altını çizerek, aksi takdirde istikrarsızlığa sürüklenebileceğini, ancak doğru hamlelerle zarardan korunarak yolculuğa devam edileceğini belirtti. Fidan, “Biz hem barış, kalkınma, refah ve istikrar için yapıcı katkımızı sunmaya hem de ülkemizin menfaatlerini kararlılıkla korumaya devam edeceğiz.” mesajını verdi.
Giderek artan sayıda ülkenin Türkiye ile iş birliği arayışında olduğunu gözlemlediklerini aktaran Fidan, Kanada ve Kore gibi orta güce sahip ülkelerin dünya sahnesinde daha fazla bir araya gelmeye başladığına dikkat çekti. Küresel süper güçlerin bıraktığı boşluklarda veya oluşturduğu belirsizliklerde hangi adımların atılması gerektiği, benzer ekonomik ve siyasi kapasitelere sahip ülkelerin bir araya gelerek başta ticaret ve finans olmak üzere bölgesel ve küresel istikrarı nasıl sağlayabilecekleri üzerine çok ciddi konuşmalar ve arayışlar olduğunu belirtti. Bu noktada Türkiye’nin, görüşleri ve dostluğu aranan, iş birliği yapılan vazgeçilmez bir ortak olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Hayatadair.com.tr, gündem, dünya, eğitim, ekonomi, magazin, sağlık, spor ve teknoloji alanlarında güncel ve tarafsız haberleri okuyucularıyla buluşturan kapsamlı bir haber platformudur.